Gazete Yazıları

Çevrenizdeki Kadın Liderlerin Farkındamısınız

1998 yılında doçent olabilmem için bir tez yazmam gerekiyordu. İlgimi çeken, orijinal bir konu seçersem, bu çalışmayı daha zevkle yapacağımdan emindim. Ama bir türlü arzu ettiğim bir başlığı bulamamıştım o günlerde. Türkiye’nin ilk kadın valisi olan Dr. Lale Aytaman’ın Muğla’da bulunduğu yıllar içerisinde arkadaş olma fırsatını bulmuştum. Belki de yaşamımda derin değişiklikler yaşamamda onun çok büyük rolü olduğunu düşünüyorum.. Bir gün kendisi ile sohbet ederken, yazmak istediğim tezden kendisine bahsetmiştim. Ne konuda çalışacağımı bilmediğimi söyleyince de, bana dönerek: “sen,bir ilki yaşadın, bu ilklerin hayatlarını yazsana” demişti.

Takım Kaptanı Olmak

Bir akademisyen ile iş hayatında yıllarca deneyim kazanmış kişiler arasındaki farkın ne olduğunu öğreneli yaklaşık beş sene oldu. Yıllar boyunca yönetim alanında çalışmış, özellikle “liderlik” konusunda çalışmalar yapmış birisi olarak verdiğim her seminerde, lider pozisyonunda olan kişilerin çok önemli olduğunu vurgular ve başarının büyük bir bölümünün de “lider” kişilerden sorulacağını söylerdim.
Bu konuda ne kadar yanıldığımı anlayıncaya kadar da, bu fikrimi her eğitimlerimde sık sık dile getiriyordum.

Kaplumbağa Terbiyecisi

Genellikle facebook adresimi öğrencilerimle gazete yazılarımı paylaşmak için kullanıyorum. Bazen de bu adresime, yazılarımla ilgili yorumda bulunan kişiler de katılabiliyor. Beni düşündürmesi açısından bu kişilerin yorumlarını ve önerilerini dikkatle okuyorum. Geçtiğimiz günlerde gazeteye yazdığım “Kırık Cam Teorisi” başlıklı yazıma yorumda bulunan Bornova Belediyesi’nden bir okurum, konu ile ilgili düşüncelerini paylaşırken: “..bu bir kısır döngü; siz doğru ve evrensel isteklerde bulunurken, siyasi ideolojileri ne olursa olsun çevremizde bunu istemeyen ve faydacı şekilde yaklaşan o kadar çok kişi var ki” demesi, beni birden bir tablonun önüne götürdü.

Köpek Balığı Sendromu

İnsan yedi yaşındayken ne ise, yetmişinde de aynıdır denir ya, benimki de böyle bir şey işte… Kendimi tanımaya başladığım on sekiz yaşımdan bu yana kendimle “yarış” yaparım. Bitip tükenmez bir enerji ile kendimi geçmeye çalışırım. En güçlü rakibim hep kendim olmuşumdur. Bu düello beni her zaman başarıya götürmüştür. 18 yaşında Karşıya Stadyumu’nda elimde saatim, 100 metreyi kaç saniyede tamamlayacağım diyerek geçen günlerim, şimdi farklı alanlarda “rekabet duygusunun” benim için aslında çok da güzel bir “oyun şekli” olduğunu gösteriyor.

Üniversite'de Reform Yapmak Mümkün Mü ?

Eğer üniversiteler ile ilgili bir yaşamınız yok ise “Bologna Süreci” diye bir sürecin ne olduğu hakkında bilginiz olmayacağını düşünüyorum. Bologna Süreci, Avrupa Yükseköğretim Alanı yaratmayı hedefleyen bir reform süreci… Pek çok uluslararası kuruluşun işbirliği ile 47 üye ülke tarafından oluşturulan ve sürdürülen, alışılmışın dışında bir süreçtir.